← Yayınlarımıza Dön
23.08.2026Yayın

ŞİRKETLER VE İŞ HUKUKU KESİŞİMİNDE: ASIL İŞVEREN - ALT İŞVEREN İLİŞKİLERİ VE HUKUKİ RİSK YÖNETİMİ – 3. Şirketler Topluluğunda (Holdinglerde) "Birlikte İstihdam" Kavramı, Organik Bağ ve Husumet

Şirketler topluluğuna (grup şirketlerine) dahil tüzel kişilerin, işgücünü ortak projelerde kullanması veya organik bağ içerisindeki şirketler arasında personelin rotasyona tabi tutulması, asıl-alt işverenlikten hukuken farklı bir müessese olan "birlikte istihdam (müşterek işverenlik)" kavramını doğurur.

Aynı holding çatısı altında bulunmak, ortaklık yapılarının benzer olması veya aynı ticaret sicil adresini paylaşmak tek başına birlikte istihdam ilişkisinin varlığı için yeterli kabul edilmemekte; fiili çalışma koşulları ve emir-talimat zincirinin nasıl şekillendiği büyük önem taşımaktadır. Yargıtay içtihatlarında birlikte istihdamın tespiti için sadece "organik bağ" tespiti ile yetinilmez.

İşçinin emeğini eşzamanlı veya ardışık olarak birden fazla grup şirketine özgülemesi, personel yönetiminin tek elden yürütülmesi, işçinin resmi bordrosunda yer aldığı şirketten ziyade diğer grup şirketi adına fiilen çalışması ve emir-talimat ilişkisinin birden fazla şirket bakımından kurulması gibi unsurlar birlikte değerlendirilir.

Bu unsurların birlikte gerçekleştiğinin tespit edilmesi halinde, işçinin birden fazla grup şirketeti tarafından birlikte istihdam edildiği kabul edilerek, şirketlerin işçilik alacakları bakımından sorumluluğu gündeme gelebilmektedir.

Bu tespitin sonucunda, işçinin alacaklarından birden fazla grup şirketinin sorumluluğu gündeme gelebileceğinden, yalnızca bordroda yer alan şirketin işveren olduğu yönündeki savunma yeterli olmayabilir. Bu durum, işçinin alacağının tahsili bakımından sorumlu tutulabilecek şirket sayısını artırabilmektedir.

Bu sürecin ispat hukuku boyutu ağırlıklı olarak tanık beyanlarına dayansa da, günümüz kurumsal yargılamalarında elektronik deliller ön plana çıkmaktadır.

Grup şirketleri arası ortak uzantılı e-posta yazışmaları, holding tepe yönetiminden doğrudan işçiye giden talimatlar veya işçinin bordrosunda olmadığı diğer şirket adına ticari evrak imzalaması, mahkemeler nezdinde fiili çalışma ilişkisinin karineleri arasında değerlendirilmektedir. Bu değerlendirmede işçinin şirketler arasında eşzamanlı mı yoksa dönemsel (ardışık) mi çalıştığına dikkat edilmelidir.

Eşzamanlı çalışmada tüm şirketlerin müteselsil sorumluluğu doğarken, ardışık geçişlerde işyeri devri kuralları ve zamanaşımı süreleri her şirket için ayrı ayrı işletilir.

Şirketler Açısından Sonuç: Grup şirketleri arasındaki personel hareketliliği hukuki ve mali riskleri de beraberinde getirir. İleride yaşanabilecek uyuşmazlıklarda "biz ayrı tüzel kişilikleriz" savunmasının geçerli olabilmesi için; şirketler arası hizmet sözleşmelerinin, mali mutabakatların ve personel emir-talimat zincirinin net bir şekilde ayrıştırılması şarttır.