← Yayınlarımıza Dön
29.08.2026Yayın

ŞİRKETLER VE İŞ HUKUKU KESİŞİMİNDE: ASIL İŞVEREN - ALT İŞVEREN İLİŞKİLERİ VE HUKUKİ RİSK YÖNETİMİ – 1. İş Hukukunda Asıl İşveren ve Alt İşveren (Taşeron) Kavramları ile Kurucu Şartlar

İş hukukunda uygulamadaki adıyla "taşeronluk", hukuki terminolojideki adıyla asıl işveren-alt işveren ilişkisi, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 2. maddesinin 6. fıkrasında düzenlenmiştir.

Kanuni tanıma göre; bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işverene "alt işveren" denir.

Bu ilişkinin hukuken geçerli şekilde doğabilmesi için, asıl işverenin o işyerinde kendi işçilerini çalıştırmaya devam etmesi; işi devralan alt işverenin işverenlik sıfatını fiilen kullanması ve bağımsız bir organizasyon yapısına sahip olması, ilişkinin hukuken geçerli olup olmadığının değerlendirilmesinde önem taşır.

Bununla birlikte, alt işverenin ilgili kurumlara (ÇSGB/İŞKUR) tescil bildirimlerini yapması ve alt işveren işçisinin o dönemde başka bir işverenin işinde çalıştırılmıyor olması da ilişkinin geçerliliğinde kritik rol oynar.

Söz konusu ilişkinin geçerliliği, devredilen işin niteliğine göre ikili bir ayrıma tabi tutulmaktadır. İşyerinde yürütülen mal veya hizmet üretimine ilişkin "yardımcı işler" herhangi bir teknolojik uzmanlık şartı aranmaksızın alt işverene devredilebilir.

Ancak işverenin asıl faaliyet konusunu oluşturan "asıl işin bir bölümünün" alt işverene devredilebilmesi için, devredilen işin mutlaka işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren bir iş olması kanuni bir zorunluluktur. Asıl iş, sırf maliyetleri düşürmek veya personel yükünden kurtulmak amacıyla bölünerek alt işverene verilemez.

Alt işverenin işçilerini, asıl işverenden aldığı işin gerektirdiği organizasyon içerisinde ve bu iş kapsamında çalıştırması, ilişkinin hukuki niteliğinin belirlenmesinde önem taşır. Bununla birlikte, bir işçinin farklı işyerlerinde veya projelerde de görevlendirilmesi tek başına ilişkinin niteliğini değiştiren mutlak bir ölçüt olarak kabul edilmemeli; somut olayın tüm koşulları birlikte değerlendirilmelidir.

Kanunun aradığı bu şartların taşınmaması, ilişkinin geçerliliği ve hukuki niteliği bakımından ciddi sorunlara yol açmakta; somut olayın özelliklerine göre muvazaa iddiasının gündeme gelmesine neden olabilmektedir.

Şirketler Açısından Sonuç: Asıl işveren-alt işveren ilişkisi kurulurken operasyonun kanuni sınırlara uygun kurgulanması esastır. İşin yardımcı iş mi yoksa uzmanlık gerektiren asıl iş mi olduğunun baştan doğru tespit edilmesi ve alt işverenin kendi bağımsız işverenlik vasfının korunması, ilişkinin temelini sağlam atmanızı sağlar.