← Yayınlarımıza Dön
01.08.2026Yayın

ŞİRKETLER VE İŞ HUKUKU KESİŞİMİNDE: ASIL İŞVEREN - ALT İŞVEREN İLİŞKİLERİ VE HUKUKİ RİSK YÖNETİMİ – 6. İflas veya Konkordato Süreçlerinde Asıl ve Alt İşverenlerin İşçilik Alacakları Karşısındaki Durumu

Ekonomik buhran veya acz durumu neticesinde asıl işverenin veya alt işverenin 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK) hükümleri dairesinde iflası veya konkordato mühleti alması, işçi alacaklarının tahsil süreçlerini olağan dava prosedüründen çıkararak cebri icra ve iflas hukuku kurallarına tabi kılar.

İİK m. 206 mucibince, iş ilişkisinin sona ermesinden önceki belirli döneme ait kıdem, ihbar ve ücret alacakları kanuni koşullar dahilinde iflas veya konkordato sürecinde birinci sırada imtiyazlı alacak statüsündedir. İflas masasında işçi alacaklarının imtiyazlı sayılması kural olarak iş ilişkisinin bittiği tarihten geriye dönük son 1 yıl ile sınırlıdır.

Şirketler bu tür acz durumlarında riski doğmadan önlemek için, kanunun asıl işverene verdiği yetkiyi kullanarak, ödenmeyen işçi ücretlerini doğrudan alt işverenin hakedişinden kesme yoluna gidebilirler. Konkordato mühleti verilmesi halinde borçlu şirket aleyhine kural olarak hiçbir icra takibi yapılamaz ve evvelce başlamış takipler durur.

Ancak kanunda öngörülen istisnai haller kapsamında, birinci sırada yazılı olan imtiyazlı işçi alacakları için belirli koşullar altında haciz yoluyla takip yapılabilmesi gündeme gelebilmektedir. İflas halinde bu alacakların iflas masasına kaydedilmesi ve kanuni imtiyazlarının dikkate alınması gerekir.

Konkordato sürecinde ise alacağın niteliğine göre konkordato hükümleri ve imtiyazlı alacaklara ilişkin özel düzenlemeler ayrıca değerlendirilmelidir. Masada yeterli malvarlığı bulunmaması veya iflas durumunda işçiler tamamen korumasız bırakılmamıştır. 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu kapsamında kurulan "Ücret Garanti Fonu", işçilerin ödenmeyen ücret alacaklarını İŞKUR bünyesinden karşılamaktadır.

Ancak bu fonun devreye girmesi için kanunda öngörülen koşulların gerçekleşmesi ve gerekli belgelerin kuruma ibrazı şarttır. İflas eden tarafın alt işveren olması halinde, asıl işverenin İş Kanunu m. 2/6 kapsamındaki müteselsil sorumluluğu ortadan kalkmaz.

İşçiler, iflas eden alt işveren masasına alacaklarını yazdırmakla birlikte, dilerlerse alacaklarının tahsili için doğrudan mali durumu daha sağlam olan asıl işverene karşı dava ve icra takibi başlatma hakkına sahiptir. Asıl işveren, bu müteselsil sorumluluk kapsamında işçilere ödeme yaptıktan sonra, iflas eden alt işverenin masasına garameten katılmak üzere rücuen kayıt yaptırabilir.

Şirketler Açısından Sonuç: Ekonomik kriz dönemlerinde hizmet alınan alt işverenin mali acze düşmesi, asıl işvereni işçilerle doğrudan karşı karşıya bırakır. Bu riski yönetmek için alt işverenin SGK prim ve ücret ödemelerinin her hakediş döneminde belgeleriyle birlikte düzenli olarak kontrol edilmesi ve ticari sözleşmelerdeki teminat klozlarının güçlü tutulması hayati bir güvenlik kalkanıdır.